“Sorunun Ta Kendisi”!

22.06.2020

Küresel salgın sonrası “normalleşmeyi”  sosyal medyada da çokça paylaşılan Hong Kong’da bir metro istasyonu duvarına yazılmış  “Normale dönemeyiz çünkü eski normalimiz sorunun ta kendisiydi!” sözü üzerinden değerlendirdiğimizde “eski normalin”  neden “sorunun ta kendisi” olduğuna dair önemli ipuçlarına ulaşmak mümkün…

Geçtiğimiz Cumartesi günü (20 Haziran 2020) kutlanan Birleşmiş Milletler Mülteciler Günü ve onun hemen birkaç gün öncesinde açıklanan UNHCR  (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği-BM Mülteci Örgütü) 2019 yılına ilişkin Küresel Eğilimler Raporu’nun detayları bize “eski normali” bir kez daha hatırlatması açısından önemli… Bizi yeniden BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını gözden geçirmeye itmesi açısından da… 

Peki, ne zaman kabul edilmişti söz konusu Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları… 2015 yılında… İlgili “Gündemin” oluşturulması sürecini de katarsak başlangıcı yıllar öncesine dayanıyor yani… Nihayetinde de 2015 yılında yapılan yoksulluğu sona erdirmeye, gezegeni korumaya ve her yerde, herkesin yaşam ve geleceğe dair olasılıklarını, umutlarını iyileştirmeye yönelik evrensel bir çağrı var! Kim kabul ediyor bu “Gündemi” ve bu “Amaçları”? BM üyesi ülkeler… Yani hemen hemen dünyadaki tüm ülkeler…”Gündemin” ve “Amaçların” oluşum sürecine kim katılıyor?  Hemen hemen ilgili tüm paydaşlar…  

Gezegenin, insanlığın geleceğine dair  “sihirli” 17 “Amaç” ney peki?  Yoksulluğa son, açlığa son, sağlıklı ve kaliteli yaşam, nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, temiz su ve sanitasyon, erişilebilir ve temiz enerji, insana yakışır iş ve ekonomik büyüme, sanayi, yenilikçilik ve altyapı, eşitsizliklerin azaltılması, sürdürülebilir şehirler ve topluluklar, sorumlu üretim ve tüketim, iklim eylemi, sudaki yaşam, karasal yaşam, barış, adalet ve güçlü kurumlar ve amaçlar için ortaklıklar… 

“Kimseyi geride bırakmama” ve “en arkada olana ulaşmak için çaba gösterme” sloganı ile yola çıkılmış, “geride kalanı” ve “niçin geride kaldığını” tespit için 5 ana unsur – ayrımcılık, ikamet yeri, sosyo-ekonomik statü, yönetişim ve şoklara karşı hassasiyet-üzerinden değerlendirme yapılması kararlaştırılmış. Dezavantajlı kişilerin araştırılması, “geride bırakılan ya da geride bırakılma riski olanların güçlendirilmesi ve kapsayıcı, ilerici politikalar oluşturulması öncelikli hedef… Dayanıklılığı artırmak, sürdürülebilirliği sağlamak… Zayıf halkaları sağlamlaştırmak… Gelecek nesiller için yaşamı sürdürebilir biçimde iyileştirmek… Aksi takdirde- güzel bir şarkının adında olduğu gibi- “Birlikte Yanarız” demeye çalışmak…

Nitekim sorunlar ve yapılacaklar listesi belli aslında… Bilmediğimiz, hiç aklımıza gelmeyen, farkında olmadığımız türden değil yani sorunlar… Amaçlar birbiriyle ilintili… Birinde yaşanacak herhangi bir aksama diğerini derinden etkileyecek, sürecin tamamını zora sokacak potansiyele sahip… Farklı amaçlara yönelik ortak hareket etmeyi zorunlu kılan ortak sorunlar… Tüm bunların gerçekleşmediği durumda da nasıl bir dünyayla karşılaşılacağı apaçık ortada…

Bir taraftan da Holosen (Yeni Çağ)’in sona erip, Antroposen (İnsan Çağı)’in başlayıp, başlamadığını tartışmaya başlamışız zaten… İnsan etkinliklerinin yerküreyi nasıl şekillendirdiğini sorguluyoruz… Gezegen-insan ilişkisini gözden geçiriyoruz vs.

Diyeceğim o ki küresel salgından yıllar önce tartışılmaya başlanmış bugün sonuçları hiç de şaşırtıcı olmaması gereken sebepler… “Eski normalden” ve gidişattan zaten memnun değilmişiz, insanlığı ve gezegeni tehdit eden tehlikelerin farkındaymışız, konuşuyormuşuz, tüm paydaşlar gidişatın sonuçlarından ürküyormuş ve olumlu yönde değişmesini umuyormuş ama… Eyleme geçme konusundaki isteksizliğin, irade eksikliğinin, yavaşlığın, vurdumduymazlığın, çözümleri uzun vadeye yayma eğiliminin sebeplerinin açıklanmasına ihtiyaç varmış… 

Birçoğumuz küresel salgının böyle bir açıklamayı hızlandıracağının, hatta açıklamanın da ötesine geçirip, paydaşları ilgili alanlarda önlem almak üzere hızlıca eyleme iteceği beklentisi içine girmişti ancak görünen o ki küresel salgın dolayısıyla bazı şeyler değişmiş olsa da bazı şeyler hiç değişmeyecek!  

Mevcut koşullar bize kendimizi korumanın asıl yolunun gezegenimizi ve birbirimizi kollamak, gezegenimize ve birbirimize ihtimam göstermek, saygı duymak olduğunu öğrenmenin dünyanın en zor işi olduğunu kanıtlamaya çalışıyor gibi… Ne dinleyerek, ne okuyarak, ne yaşayarak, ne görerek harekete geçebiliyoruz… Eksik olan ya da fazla olan ne acaba? Bir yandan da neyin eksik, neyin fazla olduğunu “çok iyi biliyor” gibi dolaşan ne çok kişi de var aramızda… Kişi derken sadece bireyleri kastetmiyorum elbette…

İşte tam burada yukarıda bahsi geçen UNHCR’in 2019 Küresel Eğilimler Raporu’nun bazı tespitleri geliyor akla… Mülteciler için hayatın giderek zorlaştığı, 2019 yılı sonu itibarıyla dünyada 79.5 milyon kişinin zorla yerlerinden edildiği gerçeği… “Toplamda bu kadar büyük bir sayının” daha önce hiç görülmemiş olması… Bu 79.5 milyon kişinin %40’ının 18 yaş altı çocuklardan oluşması… Zorla yerinden edilme olaylarının artık dünyadaki insanların %1’inden fazlasını etkiler hale gelmesi… Her geçen yıl daha da az sayıda mültecinin evlerine geri dönebilmesi… Zorla yerlerinden edilme olgusunun giderek daha yaygın, daha süreğen hale gelmesi… Ve sonuç olarak bir sonraki raporun konusu olabilecek yoksullukla, işsizlikle mücadele eden ve sağlık başta olmak üzere diğer tüm hizmetlere ulaşımda zorluklar yaşayan mültecilerin küresel salgın sürecinden en çok etkilenen dezavantajlı gruplar arasında olması…

Şimdi tekrar soruyorum gördüğümüzde ya da duyduğumuzda canımızı acıtan bu tespitler bile bize “eski normalimizin” aslında ne kadar da “sorunun ta kendisi” olduğunu bir kez daha göstermiyor mu? Asıl sorunumuz küresel salgının çok ötesinde gibi görünüyor… Soruları az çok tespit edebiliyoruz ama iş çözüme geldiğinde, herkesin “çözümü” kendine “hizmet eden” oluyor çoğu zaman! Sorunsuz bir dünya ne güzel olur derken, farkında olarak, ya da olmayarak sorun yaratmak için adeta birbirimizle yarışıyor olmamız, sonra da bu sorunları çözmek için uğraşıyor gözükmemiz ne yaman çelişki! Soruna sebep olanla, çözmeye çalışan aktörlerin hemen hemen aynı olması, çoğu zaman söylemlerle taban tabana zıt eylemler… 

Sizce de küresel salgının “gözle görünmese” bile yıkıcı etkisinin küresel çapta her düzeyde benzer şekilde görülmesi ve kısa vadedeki “ölümcül” etkisi açısından dikkat çekerek hızlıca dünya gündeminin  birinci sıralarına çıkması, uzun yıllardır varlıklarını hissettirmek için sessiz çığlık atan “eski normalin” diğer küresel sorunları açısından bakıldığında adaletsiz bir durum ortaya çıkarmıyor mu?   Ya da bir bakıma bu bahsi geçen eski sorunların “çözülmemiş olmasının” sonucu ortaya çıkan küresel salgınla bugün gereğinden fazla meşgul olarak, sorunların asıl kaynağını yine kaçırmıyor muyuz? 

Sorunları farkında olduğumuz halde bilerek (doğrudan çözülmesi zor olduğu için değil) çözümsüz bırakıp, sebep olduklarıyla karşılaştığımızda da “ah vah” etmek insanlık adına yeterince utanç verici değil mi? “Eski normalde” olanlara tamamen gözümüzü kapayıp, sanki küresel salgın tüm hayatımızı altüst etmiş gibi hareket etmek! Küresel salgın ya da başka “bir somut” etki bağıra bağıra geliyorum derken yaşamımızı, tüketimimizi, alışkanlıklarımızı “son hızla” ve umursamazca sürdürmüş olmak!

Ve son olarak belki de en can alıcı soru… 

Peki, şimdi bile küresel salgın dolayısıyla sanki ilk kez duyuyormuşuz gibi tepki verdiğimiz ve ilk fırsatta hiç tereddüt etmeden dönmeyi arzu ettiğimiz “eski normalimizin” bizi bugünlere getiren yıkıcı özellikleriyle yüzleşmeye bireyler olarak biz ne kadar hazırız? Ya da yüzleştiğimizde daha önce yaptığımız neyi yapmaz, yapmadığımız neyi yaparız yukarıda bahsi geçen “Amaçlar” doğrultusunda?  Yoksa hala yazılı olan yazıda kalacak ve biz uygulamada “an”ı yaşamaya, bir taraftan sürdürebilirlik, gelecek nesilleri düşünmek üzerine yüksek perdeden konuşurken, diğer taraftan da kısa vadeli çıkarlar adına “eskiden” bildiğimizi yapmaya devam mı edeceğiz? Küresel salgın “Cassandra Sendromunu” aklımıza hiç mi getirmedi?

Diğer Yazılar

RAPOR | Türkiye-Birleşmiş Milletler (BM) İlişkileri: Ortak Çıkar ve Uyuşmazlık Alanları

ÖZET 2002 yılından günümüze Türk dış politikasının seyri ve temel dinamikleri değerlendirildiğinde üç farklı dönemden ...
Daha Fazlasını Oku

Küresel Salgın ve Biz…

Küresel salgın “öncesi biz” ile “sonrası biz” arasında neler değişti? Kaçımız samimiyetle bu soruyu yanıtlayabilir ...
Daha Fazlasını Oku

Küresel Salgından Sağlık Güvenliğine

Küresel salgın birincil hedef haline getirmek suretiyle en çok “kendimiz ve yakınlarımızın sağlığı” konusunda endişelendirdi ...
Daha Fazlasını Oku

Küresel Salgın: Çevre Güvenliğine İlişkin Değerlendirmeler…

Küresel salgın başka birçok konuda olduğu gibi çevre ile olan ilişkimizi de yeniden ele almamıza ...
Daha Fazlasını Oku

Küresel Salgın: Üniversitelerde Tercih Telaşı

Küresel salgın -ister istemez- hemen hepimizi bugüne kadar “neyi, neden yaptık/yapabildik, ya da yapmadık/yapamadık?” soruları ...
Daha Fazlasını Oku

Bizden Haberdar Olun

Mail aboneliği başlatmak için mail adresinizi bizimle paylaşabilirsiniz.
Paylaş
Etkinlik Takvimi
Ağustos

Eylül 2021

Ekim
Pzt
Sal
Çar
Per
Cum
Cmt
Paz
30
31
1
2
3
4
5
Etkinlikler için Eylül

1st

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

2nd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

3rd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

4th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

5th

Etkinlik Yok
6
7
8
9
10
11
12
Etkinlikler için Eylül

6th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

7th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

8th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

9th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

10th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

11th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

12th

Etkinlik Yok
13
14
15
16
17
18
19
Etkinlikler için Eylül

13th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

14th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

15th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

16th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

17th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

18th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

19th

Etkinlik Yok
20
21
22
23
24
25
26
Etkinlikler için Eylül

20th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

21st

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

22nd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

23rd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

24th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

25th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

26th

Etkinlik Yok
27
28
29
30
1
2
3
Etkinlikler için Eylül

27th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

28th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

29th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

30th

Etkinlik Yok

Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi

Center for Diplomatic Affairs and Political Studies

‎مركز الشؤون الدبلوماسية والدراسات السياسية

Centre des Affaires Diplomatiques et des études Politiques

Центр дипломатических отношений и политических исследований

外交事务与政治研究中心

Back to top of page