Yapay zekanın hayatımıza girişi, sağlık, eğitim, ticaret, finans gibi günlük yaşamın birçok alanında köklü değişimlere yol açmanın yanı sıra, savunma, saldırı gibi uluslararası barış ve güvenliğe büyük etkileri olacak askeri alanlarda da benzeri görülmemiş bir devrime sahne olmaktadır. Bu durum askeri gücün, ordu büyüklüğü veya silah bolluğundan ziyade, bunlara ek olarak devletler nezdinde yapay zeka algoritmalarında üstünlüğe sahip olmak veya bu teknolojide ilerlemiş şirketler ile sıkı ilişkide olmak ile elde edilebileceğini ve yine bu teknolojiye sahip olanların 21. yüzyılın güç dengelerini kontrol edeceğini göstermektedir.
Research and Markets araştırma şirketi tarafından yapılan çalışmada, 2022-2027 döneminde yapay zeka ile askeri pazarın 23.68 milyar dolarlık bir büyüme yaşayacağı tahmin edilmekte ve bunun ortalama yıllık büyüme oranının %30.67 olacağı belirtilmektedir. Çalışma, yapay zekanın askeri pazarındaki büyümenin ana nedenlerini; uzay tabanlı sistemlere yapay zekanın artan entegrasyonu, çatışmalar nedeniyle yükselen hükümet harcamaları, yapay zeka tabanlı askeri teknoloji üzerine artan özel yatırımlar, otonom sistemlerin gelişmesi ve askeri güvenlik hizmetlerine artan talep olarak belirtmektedir. Bu taleplerin en büyük sebebi ise, “pis ve tehlikeli” olarak nitelendirilen işler için yapay zeka uygulamalarının; insan hayatlarını riske atma, yüklü askeri eğitim ve lojistik maliyetlerinden kurtarma ve minimum efor ile maksimum zarar verme potansiyeline sahip olmasıdır.
Özellikle Rusya-Ukrayna savaşından sonra, Rus riskine karşı Avrupa Birliği’nin askeri ve savunma harcamalarının artmasına rağmen, insanların askeriye için gönüllü olmama eğiliminde olduğu ve kamuoyunda askeriyeye ciddi bir önyargının hakim olduğu gözlemlenebilir. Batı’nın Ukrayna’ya sağladığı desteğin ulaştığı nokta, yapay zekaya yapılan yatırımların pratikte gözlemlenebileceği bir ortam yaratmıştır. Nitekim İsrail’in Filistin’e açtığı savaşta, neredeyse kendi başına hedefler belirlemekte olan otonom yapay zeka sistemleri ile önceki saldırılarından çok daha yüksek bir hızda hedefler üretildiğini gözlemlemek mümkündür. Öyle ki, ABD eski Ulusal İstihbarat Direktörü Ofisi’nde terörle mücadelede üst düzey personel Andrew Borene: “Ukrayna ve Gazze’deki bu olaylar, ne yazık ki, küresel düzeyde daha iyi yapay zeka politikaları ve etik düşünceler geliştirmemize yardımcı olmak için gerekli olan trajik, kinetik çalışmaları yapan laboratuvarlar gibidir.” demiştir. Bu bağlamda, yapay zekanın askeri kullanımını analiz etmek, avantaj ve dezavantajlarını incelemek ve mevcut yasal düzenlemelere ek olarak gelecek projeksiyonları ve önerilerde bulunmak, günümüzün teknolojik dünyasında bir gereklilik haline gelmiştir.