Sahel Devletleri Konfederasyonunun “Stratejik Özerklik Arayışı”: Bağımlılıktan Kopuş Mu, Bağımlılığın Renk Değiştirmesi Mi?

12.10.2026

Afrika kıtası sahip olduğu zengin yer altı kaynakları, stratejik konumu, dönemin düşünsel ve siyasal akımlarının etkisiyle yüzyıllar boyunca, Avrupalı devletlerin ekonomik ve siyasi çıkarları doğrultusunda şekillenen, yayılmacı politikaların hedefi olmuştur. Avrupa’nın varlığı kıyı bölgelerden başlayarak kıtanın içine doğru bir yayılım göstermiş ve toprak hakimiyetine dayalı sömürgeci bir yapıya dönüşmüştür. İngiltere, İspanya, Portekiz ve Fransa o dönemde kıtaya tahakküm kuran başlıca Avrupa ülkeleri arasında yer almıştır. Söz konusu devletler arasında özellikle Batı ve Kuzey Afrika’da geniş bir coğrafyada hâkimiyet kuran Fransa, kıtadaki sömürgeci faaliyetlerin ana aktörlerinden biri olarak öne çıkmıştır. Batı Afrika’ya yayılımı özellikle 19. yüzyılda ivmelenmiş, yüzyılın son dönemlerine doğru da yerel halkı, iş gücü ya da asker olarak araçsallaştıran, bölge insanını ve doğal kaynakları kendi menfaatleri doğrultusunda sömürmeyi esas alan kurumsal bir yapıya bürünmüştür.  Ancak 20. yüzyılın ortalarında uluslararası arenada alevlenen sömürge karşıtı akımlar ve yerel bağımsızlık hareketlerinin baskısıyla Fransa Afrika’daki sömürgelerinin büyük kısmından çekilmek zorunda kalmıştır. Böylece uzun yıllar sömürge yönetimi altında kalan ülkeler bağımsızlıklarını kazanarak ulus-devlet inşası sürecine adım atmışlardır.

Bağımsızlık sonrası dönemdeyse Afrika devletleri özgürlükle beraber; yeni siyasi, sosyal ve iktisadi çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Sömürge döneminden devralınan idari ve ekonomik yapıların yanı sıra devlet kurumlarının yeterince gelişmemiş olması, iktidar mücadeleleri ve sosyoekonomik sorunlar yeni kurulan devletlerin siyasi istikrarı sağlamasını güçleştirmiştir. Bu istikrarsızlığın yoğun olarak görüldüğü bölgelerden biri de Batı Afrika’daki Sahel ülkeleri olmuştur.  Fransafrika içinde yer alan Mali, Nijer ve Burkina Faso 1960 yılında resmî egemenliklerine kavuşmuş ancak Fransa, bu ülkelerle imzaladığı savunma anlaşmaları, askerî üsler, ortak para birimi (CFA Frangı), ham madde aktarımları ve ekonomik ayrıcalıklar aracılığıyla bölgedeki nüfuzunu bağımsızlık sonrasında da idame ettirmiştir. Konunun tarihsel arka planı Sahel’in vesayet ilişkisini anlamlandırmak ve bugünü anlamak için oldukça önemlidir. Zira 2020’li yıllarda patlak veren darbe dalgasının ve “egemenlik” söylemlerinin bu denli karşılık bulması aslında geçmişin bıraktığı izlerden sıyrılarak geleceği daha bağımsız biçimde şekillendirme arayışından kaynaklanmaktadır.

Dış müdahale endeksli yapılardan uzaklaşmak adına 2020 ile 2023 yılları arasında Mali, Burkina Faso ve Nijer’de art arda yaşanan askeri darbeler, bu arayışın en belirgin siyasi karşılığı olmuştur. İktidara gelen cunta yönetimler, on yılı aşkın süredir devam eden Fransız askeri varlığına ve güvenlik ortaklığına rağmen bölgedeki radikal silahlı grupların dizginlenemediğini, aksine yayıldığını öne sürerek Paris ile ilişkilerini sistematik biçimde koparmıştır. Onun yerine başta Rusya olmak üzere alternatif ortaklıklar aramaya yönelmiştir. Bu kopuşun kurumsal karşılığı, Eylül 2023’te imzalanan Liptako-Gourma Şartı ile kurulan Sahel Devletleri İttifakı ve bu ittifakın Temmuz 2024’te bir konfederasyona dönüştürülmesiyle ortaya çıkan Sahel Devletleri Konfederasyonu (AES) olmuştur.

AES’in kuruluşu hem bölge içinde hem de uluslararası kamuoyunda genellikle “Batı’dan kopuş” ya da “stratejik özerklik” söylemiyle sunulmaktadır. Ne var ki bu söylemin sahadaki karşılığının ne ölçüde gerçekleştiği tartışmaya açıktır: Sahel devletlerinin Fransa ile kurdukları güvenlik ilişkisini sona erdirmesi, onları dışa bağımlı bir güvenlik düzeninden tamamen mi çıkarmıştır, yoksa yalnızca bağımlılığın adresini ve biçimini mi değiştirmiştir? Bu soruyu anlamlı bir şekilde cevaplayabilmek için öncelikle “stratejik özerklik” kavramının bu analizde nasıl işlevselleştirildiğini netleştirmek gerekir. Stratejik özerklik, en aza indirilecek şekilde üç ana başlıkta ele alınabilir. İlk olarak karar alma bağımsızlığı, bir devletin güvenlik politikasını dış bir aktörün onayına veya çıkarına tabi kılmadan belirleyebilmesini ifade eder. İkinci olarak operasyonel kapasite, güvenlik tehditlerine doğrudan kendi kaynaklarıyla ya da en azından alternatifli ve değiştirilebilir ortaklıklar vasıtasıyla karşılık verebilme becerisidir. Son olarak kaynak çeşitliliği ise silah, eğitim, istihbarat ya da finansal açıdan tek bir tedarikçiye bağımlı olmama durumunu tanımlar. Bu üç başlık aynı anda güçlenmediği sürece, “özerklik” iddiası söylemsel düzeyde kalmaya mahkûmdur.

Bu çalışmanın amacı, AES’in “stratejik özerklik” söyleminin sahadaki karşılığını sorgulamaktır. Bu doğrultuda çalışma, Sahel devletlerinin Fransa ile güvenlik ilişkilerini sona erdirmelerinin onları dışa bağımlı bir güvenlik düzeninden tamamen mi çıkardığı, yoksa yalnızca bağımlılığın adresini ve biçimini mi değiştirdiği sorusu etrafında ilerlemektedir. İlk bölümde Sahel’deki güvenlik yapılarının darbeler ve ECOWAS ile ilişkilerin bozulması ekseninde geçirdiği dönüşüm ele alınacak; ikinci bölümde bölgede faaliyet gösteren silahlı örgütlerin oluşturduğu güvenlik tehdidine de değinilerek AES öncesinde teşekkül eden dışa bağımlı güvenlik düzeni incelenecektir. Üçüncü bölümde AES’in ortak savunma anlayışı ve kapasite inşası girişimleri, dördüncü bölümde ise Fransa’dan Rusya’ya geçiş sürecinde yeni ortaklığın nitelik olarak eskisinden ne ölçüde farklılaştığı değerlendirilecektir. Beşinci ve son bölümde stratejik özerklik iddiasının karşılaştığı sınırlılıklar ve AES’in geleceğine dair olası senaryoları tartışılacaktır.

Sahel ’de Güvenlik Yapılarının Dönüşümü

Sahel’deki güvenlik yapılanmasının 2020’li yıllarda geçirdiği köklü dönüşümü anlamak için öncelikle Arap Baharı’nın nasıl bir tetikleyici olduğuna bakmak gerekmektedir. 2011 yılında Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’nin devrilmesiyle ülkede çıkan istikrarsızlık Libya sınırları ötesine taşınmıştır. Kaddafi yönetimi özellikle Malili Tuareglerle uzun yıllar yakın ilişkiler geliştirmiş, çok sayıda Tuaregliyi Libya Askerî Güçleri altında paralı asker olarak istihdam etmiştir. Rejimin devrilmesiyle Tuaregler, Libya’daki mühimmat ve silahlarla Mali’nin kuzeyine geri dönmüş ve daha önceden bilinen Azavad meselesi yeniden gündeme gelmiştir. Mali’nin kuzeyini kapsayan Azavad bölgesinde yaşayan Tuareg topluluklarının merkezî yönetimle ilişkileri, ülkenin bağımsızlığından itibaren çeşitli dönemlerde gerilimli bir seyir izlemiştir. Kuzey bölgelerinin yönetimi, siyasi temsil ve bölgesel özerklik talepleri etrafında şekillenen bu gerilimler 1960’lardan itibaren çeşitli Tuareg ayaklanmalarına yol açmıştır. Önceki anlaşma ve uzlaşı girişimlerine rağmen meselenin kalıcı biçimde çözülememesi, Libya’dan dönen silahlı Tuareglerin de katılımıyla yeni bir safhaya taşınmıştır.

Farklı Tuareg hareketlerinin bir araya gelmesiyle Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi (MNLA) kurulmuş ve hareket, önceki özerklik taleplerinin ötesine geçerek Azavad’ın Mali’den ayrılarak bağımsız bir devlet hâline gelmesini hedeflemiştir. Libya’dan dönen savaşçıların sağladığı askerî tecrübe ve silah gücüyle güçlenen MNLA, Ocak 2012’de Mali ordusuna karşı silahlı bir isyan başlatmıştır. Kısa süre içerisinde Kidal, Gao ve Timbuktu başta olmak üzere kuzeyde geniş bir alanın merkezî yönetimin kontrolünden çıkması, Mali’deki güvenlik krizini siyasi bir krize dönüştürmüştür. İlerleyen süreçte bu isyancılara Ensarüddin, Mağrip El-Kaidesi (AQIM) ve Batı Afrika’da Birlik ve Cihad Hareketi (MUJAO) gibi silahlı grupların dâhil olması, kuzeyde merkezi yönetimin kontrolünü önemli ölçüde zayıflatarak çatışma ortamını daha da karmaşıklaştırmıştır. Başlangıçta Azavad etrafında şekillenen kriz, milis güçlerin cirit attığı bir ortama dönüşmüş ve güvenlik büyük bir sorun haline gelmiştir.

Mali yönetiminin kuzeydeki ilerleyişi kendi imkânlarıyla durdurmakta yetersiz kalması üzerine Fransa, Ocak 2013’te Serval Operasyonu’nu başlatmıştır. Operasyonla silahlı grupların ülkenin güneyine doğru ilerleyişi büyük ölçüde durdurulmuş olsa da güvenlik sorunu kalıcı biçimde ortadan kaldırılamamıştır. Fransa bu operasyon kapsamında bölgede tamponlama görevi görerek başarılı bir izlenim yaratsa da radikal grupların daha geniş bir çevreye yayılmasına sebep olmuştur. Serval’in ardından 2014’te daha geniş bir coğrafyayı kapsayan Barkhane Operasyonu devreye sokulmuş buna karşın silahlı gruplar zaman içerisinde yeniden yapılanarak faaliyet alanlarını Mali’nin orta kesimlerine ve Burkina Faso ile Nijer’in sınır bölgelerine kadar genişletmiştir. Böylece 2012’de Mali merkezli başlayan kriz, ilerleyen yıllarda Sahel’in geneline yayılan bölgesel bir güvenlik sorununa dönüşmüştür.

Fransa’nın Barkhane Operasyonu ve BM nezdindeki MINUSMA gibi çok uluslu misyonların varlığına rağmen güvenlik şartlarının giderek kötüleşmesi, bölge halkı ve askeri bürokrasi nezdinde Batı merkezli güvenlik desteğine yönelik güveni sarsmıştır. Yıllardır süren dış askeri varlığa rağmen şiddet döngüsünün kırılamaması, sahada görev yapan askeri kadrolarda “Fransa’nın bölgedeki varlığının güvenliği sağlamaktan ziyade kendi nüfuzunu sürdürmeye yaradığı” algısını pekiştirmiştir. Bu durum, Sahel coğrafyasında kademeli olarak olgunlaşan ve 2020 sonrasında patlak veren askeri darbeler zincirinin en temel toplumsal ve kurumsal zeminini hazırlamıştır.

…



Bizden Haberdar Olun

Mail aboneliği başlatmak için mail adresinizi bizimle paylaşabilirsiniz.


    Paylaş

    Etkinlik Takvimi
    Eylül

    Ekim 2026

    Kasım
    Pzt
    Sal
    Çar
    Per
    Cum
    Cmt
    Paz
    28
    29
    30
    1
    2
    3
    4
    Etkinlikler için Ekim

    1st

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    2nd

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    3rd

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    4th

    Etkinlik Yok
    5
    6
    7
    8
    9
    10
    11
    Etkinlikler için Ekim

    5th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    6th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    7th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    8th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    9th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    10th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    11th

    Etkinlik Yok
    12
    13
    14
    15
    16
    17
    18
    Etkinlikler için Ekim

    12th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    13th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    14th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    15th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    16th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    17th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    18th

    Etkinlik Yok
    19
    20
    21
    22
    23
    24
    25
    Etkinlikler için Ekim

    19th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    20th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    21st

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    22nd

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    23rd

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    24th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    25th

    Etkinlik Yok
    26
    27
    28
    29
    30
    31
    1
    Etkinlikler için Ekim

    26th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    27th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    28th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    29th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    30th

    Etkinlik Yok
    Etkinlikler için Ekim

    31st

    Etkinlik Yok


    Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi

    Center for Diplomatic Affairs and Political Studies

    ‎مركز الشؤون الدبلوماسية والدراسات السياسية

    Centre des Affaires Diplomatiques et des études Politiques

    Центр дипломатических отношений и политических исследований

    外交事务与政治研究中心

    Back to top of page