Küresel enerji güvenliği konsepti özellikle 1973 Petrol Krizinden beri uluslararası ilişkilerin en önemli konularından biri olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda, Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri Yom Kippur savaşından sonra büyük bir ambargo ile karşılaşmış ve bu durum, küresel ekonomide ciddi ve kalıcı etkiler yaratarak sistemik bir krize neden olmuştur. Uluslararası sistemdeki devletler her ne kadar bu tür krizlere karşı hazırlık yapmaya çalışsa da enerji arzının büyük ölçüde belirli coğrafi bölgelere bağımlı olması nedeniyle bu tür krizler zaman içerisinde tekrar etmektedir. Husilerin 2023 yılından itibaren Kızıldeniz’de sergilediği faaliyetler bu duruma örnek teşkil etmektedir.
Bu çerçevede, 28 Şubat’tan itibaren devam eden ABD/İsrail-İran savaşı da küresel enerji güvenliğini büyük bir tehlikeye sokmaktadır. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık %20’sine ev sahipliği yapan Hürmüz Boğazı’nın, resmi olarak açık olmasına rağmen fiili olarak kapanması, küresel enerji arzı açısından ciddi sorunlar doğurmaktadır. Bu kapsamda, savaşın başladığı günden bu yana petrol fiyatlarındaki %50’ye varan artışlar, savaşın etkisinin tüm dünyaya yayılmasına sebebiyet vermiştir. Bu kapsamda, birçok ülke boğazın yeniden açılması için çeşitli önlemler almaya çalışsalar da savaşın yarattığı belirsizlik, uluslararası ilişkiler çevrelerinde Hürmüz Boğazı’na alternatif rotalara yönelik tartışmaları gündeme getirmiştir. Bu çerçevede, Orta Asya’nın sahip olduğu zengin enerji kaynakları ve enerji rotalarının, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi diğer enerji güzergâhlarına kıyasla siyasi açıdan daha istikrarlı bir yapıya sahip olması, söz konusu rotaların stratejik önemini önemli ölçüde artırmaktadır. Özellikle, kriz bağlamında en çok etkilenen Çin, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler, kısa dönemlik enerji arzlarını karşılamak amacıyla Orta Asya ülkeleriyle yakın ilişkiler içine girmeye başlamışlardır. Krizin yarattığı belirsizlik ve küresel enerji piyasaları üzerindeki etkileri dikkate alındığında, Orta Asya, küresel enerji arzının çeşitlendirilmesine katkı sağlayan stratejik bir tamamlayıcı bölge olarak değerlendirilebilir.
Bu çalışma, Neo-klasik enerji jeopolitiği yaklaşımını ve ilgili literatürde öne çıkan yaklaşımları dikkate alarak, küresel enerji güvenliği konseptini teorik bir çerçeveye oturtacak ve Orta Asya’nın enerji potansiyeli ile bölgesel enerji koridorlarını inceleyecektir. Son olarak, Hürmüz Boğazı krizi bağlamında Orta Asya devletleri üzerindeki enerji koridorlarının stratejik alternatif olma kapasitesi hakkında kritik bir analiz gerçekleştirecektir.
Küresel Enerji Güvenliği
Bu bölüm, Neo-klasik enerji jeopolitiği yaklaşımını ve Caroline Kuzemko vd. (2024) tarafından ortaya konan ‘Rethinking Energy Geopolitics: Towards a Geopolitical Economy of Global Energy Transformation’ çalışmasındaki yaklaşımları dikkate alarak, küresel enerji güvenliği konseptini teorik bir çerçeveye oturtacaktır. Küresel enerji güvenliği konseptinin anlaşılması, Hürmüz Boğazı krizinin analiz edilmesi ve Orta Asya enerji koridorlarının stratejik öneminin kavranması açısından kritik bir önem taşımaktadır.
Neo-klasik enerji jeopolitiği yaklaşımı, enerji güvenliğini; enerji kaynaklarının coğrafi dağılımı, stratejik transit yollar ve devletler arası güç rekabeti üzerinden açıklamaktadır. Yaklaşıma göre devletler, enerji kaynakları için sürekli rekabet halindelerdir. Bu kapsamda, devletler, enerji koridorlarının ve enerji arzının güvenliğini sağlamak adına yumuşak ve sert güç araçlarını birlikte kullanmaktadır. Boru hatları üzerinden çeşitli anlaşmalar yapan devletler aynı zamanda askeri kuvvetlerini de bu amaçlar için kullanabilmektedir. Ayrıca, Neo-klasik enerji jeopolitiği, Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji koridorlarına büyük bir önem vermektedir. Yaklaşım, ABD donanmasının bölgedeki varlığını, tanker rotalarının korunması stratejilerini ve Körfez güvenliği gibi konseptleri başarılı bir şekilde açıklayabilmektedir. Fakat, Kuzemko ve diğer yazarlar “Rethinking Energy Geopolitics: Towards a Geopolitical Economy of Global Energy Transformation” çalışmasında Neo-klasik enerji politiği yaklaşımını çeşitli nedenlerden dolayı eleştirmektedir.
…







