Kadim bir siyaset geleneğine sahip İran’da İslam Devrimi’nden sonra kurulan İran İslam Cumhuriyeti’nde; Humeyni tarafından öne sürülen ve rejimin temel direklerinden biri olan Velayet-i fakih ilkesi sayesinde ülke siyasetinde “ulema” belirleyici bir rol oynamaktadır. Ulema mensubu olan Ayetullahların yönetiminde geçen devrim sonrası yıllarda İran; jeopolitik konumu, ABD ile ilişkileri ve bölgedeki siyasi istikrarsızlıklar sebebiyle çalkantılı bir siyasi ortama sahip olmuştur. Son olarak 19 Mayıs 2024 tarihinde, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazası sonucu ölmesi ile ortaya çıkan kriz ortamının gölgesinde geçen seçimlerde, Mesud Pezeşkiyan, İran’ın yeni Cumhurbaşkanı olmuştur. Ancak seçimlerin %40 ile İslam Cumhuriyeti dönemindeki en düşük katılım oranına sahip olması ilgi çekici bir detay olarak karşımıza çıkmaktadır. Halktaki “değişime olan inancın azalması ve seçimlere karşı ilgisizlik”, katılım oranının düşük olmasının sebepleri olarak ön plana çıkmaktadır. Pezeşkiyan’ın; gençlerin ve kadınların hakları konusunda yaptığı açıklamalar, halk ile kurulacak ilişki açısından önem taşımaktadır. Öte yandan yeni Cumhurbaşkanının; dini yönetime olan bağlılığı, söz konusu alanlarda reform yapılması açısından ciddi bir engel teşkil etmektedir. Zira bu tür kararlar dini lider Ayetullah Ali Hamaney tarafından alınmaktadır. Fakat yine de Pezeşkiyan’ın açıklamaları, Hamaney’in kararlarını etkilemede önemli bir etki yaratma potansiyeli taşımaktadır.
“Türk” kimliği ile gurur duyduğunu söyleyen Pezeşkiyan’ın İran’da yaşayan Türkler ve Azeriler ile ilgili izleyeceği politikalar da İran’daki yeni yönetimin halk ile kuracağı ilişkiler açısından önemli bir husus olarak dikkat çekmektedir. Zira İran’da 30 milyona yakın Azeri-Türk yaşamaktadır ve bu azınlık halkın ciddi bir kısmını oluşturmaktadır. İran’da yönetim ile halk arasındaki bağların Devrim’in ilk yıllarına kıyasla ciddi anlamda zarar gördüğü bir dönemde, Pezeşkiyan’ın halk ile kuracağı bağ; İran’ın iç dinamiklerini ve İslam Rejiminin gidişatını etkileyecektir. Öte yandan gün geçtikçe daha da karmaşıklaşan Orta Doğu’da kritik bir konumda olan İran’ın önüne nasıl bakacağını belirlemede söz konusu bağ önemli bir yer tutacaktır. “İran’da Yeni Yönetim: Değişim mi, Devamlılık mı?” konulu analizde; Pezeşkiyan’ın yönetime gelişinin ardından halk ile kurduğu ilişkiler, bu ilişkileri kurmaya yönelik izlemiş olduğu politikalar, Pezeşkiyan’ın başa geçtikten sonra dış politikada attığı adımlar, Türkiye ile kurulan ilişkiler, İslami yönetimin bu politikalara verdiği tepkiler ve Pezeşkiyan’ın İran’da köklü bir değişim yapabilme ihtimali incelenecektir.
…