İlk olarak Amerikalı bir siyaset bilimci olan Joseph Nye tarafından 1980’li yılların sonunda kullanılan “yumuşak güç kavramı”, “sert güç” olarak nitelendirilebilecek askeri güçlerin, ekonomik yaptırımların ve ödeme teşviklerinin tam aksine hiçbir zorlama olmadan, gönüllü olarak ikna etme şeklinde tanımlanmaktadır. Nye’e göre yumuşak güç unsurları üçe ayrılır: Kültürel, ideolojik ve kurumsal. Yani, “Eğer bir ülkenin kültürü ve ideolojisi çekici olursa, diğerleri isteklerini yaptırırken karşı taraf daha fazla istekli olur.”
Yumuşak güce örnek olarak Güney Kore’den bir örnek verilebilir. Ülkede son zamanlarda popülerleşen “k-pop” kültürü, kültürel bir yumuşak güçtür. “K-pop” müziği Dünya çapında bir ün kazanmış, bu sebeple Güney Kore’ye duyulan merak artmıştır. Bu sayede sadece müziğe duyulan ilgi zamanla Güney Kore’nin güzellik ürünlerinden, sade giyim tarzlarına, yemeklerine ve güzellik anlayışlarına kadar duyulan merakı arttırmıştır. İnsanlar herhangi bir yaptırım olmadan ülkenin değerlerini öğrenerek kabul etmekte ve denemektedir. Hatta kendi yaşam tarzına entegre etmektedir. Bu değerler öğrenildikçe kişi o ülkenin diline de merak duymaktadır. Bir ülkenin dilini öğrenmekse o ülkenin kendini görünür kılmasına yardımcı olmak için önemli bir adımdır. Kore Kültür merkezleri ve düzenlediği dans yarışmaları, yemek yarışmaları vb. uygulamalarla kültürünü sert güç kullanmadan yayar. Aynı şekilde “manga” veya “anime”leriyle ünlenen Japon kültürü de buna benzemektedir. Bu örnekler arttırılabilir; Almanya’da Türk kültürünü ve dilini öğreten Yunus Emre Enstitüsü, aynı şekilde Türkiye’de faal olan Goethe Enstitüsü bir yumuşak güç aktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Devletler yumuşak güç araçları ile diğer ülkeler üzerinde sert güç kullanmadan kendi ideolojilerini daha sempatik ve kabul edilebilir göstermekte ve isteklerini yaptırmaktadır. Günümüzde özellikle gelişen teknoloji sayesinde yumuşak güç alanı giderek büyümektedir. Devletler başka devletlere kurumlar açmak zorunda dahi kalmadan, geleneksel medya veya sosyal medya aracılığıyla o devletlerin vatandaşlarına ulaşabilmektedir.
Günümüzde yumuşak gücün önemi gittikçe artmaktadır. Askeri güç, ekonomik baskı, diplomatik tehditlerin aksine yumuşak gücün maliyeti daha azdır ve uluslararası düzeyde daha çok kabul görmektedir. Zor ve baskı araçlarıyla edinilen ‘kazançların’ nispeten kısa süreli olması ve özellikle uluslararası düzeyde kabul edilirliğinin düşük olması da sert gücün tercih edilebilirliğini azaltmaktadır. Bu sebeplerden dolayı pek çok yönden yumuşak güç daha çok kullanılmaya başlanmıştır.
Bu analizin amacı, yukarıda bahsedilen yumuşak gücün Türkiye ve Almanya’daki örneklerini genç sivil toplum kurumları üzerinden incelemektir. Analizde Türkiye ve Almanya gibi siyasal ve toplumsal olarak farklı iki ülkenin gençlik örgütlerinin değerlendirilmesi yoluyla, farklı toplumlarda günümüz gençlik örgütlerinin yumuşak güç unsurları olarak nasıl ve hangi alanlarda faaliyet gösterdikleri anlaşılmaya çalışılacaktır. Genç örgütler bir yumuşak güç olarak özeldir. Gönüllülük projeleri, değişim programları, çalıştaylar ve eğitimler sayesinde hem kültürel bir köprü kurmakta hem de gençlerin daha etkin olmasını, kendilerini gerçekleştirebilmesini hedeflemektedir. Aynı zamanda kendi toplumlarına duyulan güveni arttırmakta veya uluslararası düzeyde gençlerin seslerini duyurabilmesine yardımcı olmaktadır. Bu bağlamda çalışmamızda ilk olarak Türkiye ve Almanya’daki genç STK’ların hangileri olduğu ve hangi alanlarda faaliyet gösterdikleri incelenecektir. İkinci adım olarak faal olunan alanlarda yapılan çalışmalar ve daha sonra örnekler üzerinden incelemeler ve karşılaştırmalı analiz yer alacaktır. Son olarak genç STK’ların global ve ulusal etkileri üzerinde durulacaktır.
…








