Almanya’da koalisyon hükümetinin yeni askerlik yasası üzerinde uzlaşmaya varması, Avrupa güvenlik mimarisinin yavaş fakat istikrarlı bir biçimde “savaş ekonomisi” ve “toplumsal mobilizasyon” dönemine girdiğine dair güçlü işaretlerden biri. Berlin’in, Rusya tehdidine karşı NATO’nun yeni savunma planlarını uygulamak amacıyla ordu mevcudunu 80 bin artırarak 260 bine çıkarmak istemesi ve kadınlara isteğe bağlı askerlik seçeneğini sunması, kıtanın savunma anlayışında kritik bir dönüşümü temsil ediyor. Fakat asıl soru şu: Bu değişim sadece Almanya’ya özgü bir güvenlik revizyonu mu, yoksa tüm Avrupa savaş eşiğinde yeni bir zihniyet dönüşümüne mi hazırlanıyor?
Avrupa’nın Stratejik Uyanışı
Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya yönelik saldırısı, Avrupa’nın Soğuk Savaş sonrası rahatlama döneminin kesin şekilde sona erdiğini gösterdi. AB ve NATO üyeleri için tehdit algısı neredeyse tamamen yeniden tanımlandı. Bu bağlamda Almanya’nın attığı adımlar, tekil bir ulusal politikanın değil, daha geniş bir Avrupa dönüşümünün parçası.
Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde askeri kapasiteyi artırma tartışmaları, siyasi gündemin üst sıralarında yer alıyor.
Estonya, Finlandiya, Norveç, İsviçre ve Yunanistan gibi ülkeler zaten zorunlu askerliği sürdüren devletler arasında.
Norveç’te zorunlu askerlik zaten yürürlükteyken 2013 yılında kadınların da askerlik hizmetine girmesine izin veren bir düzenleme yapıldı ve ilk karma askerlik hizmeti verenler 2016 yılında eğitime başladı. Norveç, hem erkek hem de kadın askerlik hizmeti veren ilk NATO ülkesiydi.
Litvanya 2008’de kaldırdığı zorunlu askerlik uygulamasını 2015’te yeniden yürürlüğe koydu. Her yıl 18 yaşını doldurmuş veya askerlik çağı içinde olan vatandaşların bir kısmı 9 aylık askerlik hizmeti için seçiliyor.
İsveç 2017’de bu uygulamayı 8 yıl aradan sonra yeniden başlattı. 18 yaşındaki tüm gençler orduya kişisel bilgilerini vermek zorunda, ardından bir kısmı askere alınıyor. Bu, ordunun her yıl kaç yeni askere ihtiyaç duyduğuna göre, o yıldaki 18 yaşındaki erkek ve kadınların genellikle %5 ila %10’u arasında kısmına tekabül ediyor.
Letonya 2006’da zorunluğu askerliği kaldırmıştı ancak 2023’te geri getirdi ve 18-27 yaş arasındaki tüm erkekleri 11 aylık hizmete almaya başladı, kadınlar ise gönüllü olabiliyor.
Danimarka, 2025 Temmuz’undan itibaren kadınlar dahil olmak üzere zorunlu askerliği genişletti. Bu uygulama Danimarka’nın, Norveç ve İsveç’in yanı sıra, kadınların silahlı kuvvetlerde hizmet etmesini zorunlu kılan üçüncü Avrupa ülkesi olmasını sağlıyor. Temel askerlik hizmeti daha önce sadece dört aydı, ancak 2026’dan itibaren 11 aya çıkarılacak.
Ekim ayında, Hırvatistan parlamentosu 17 yıllık bir aradan sonra zorunlu askerlik hizmeti yeniden yürürlüğe koydu. Yeni yasa, 18 yaşını dolduran erkeklerin yıl sonuna kadar sağlık muayenesinden geçmesini ve gelecek yıldan itibaren iki aylık temel eğitim almasını zorunlu kılıyor.
Diğer yandan asker sayısını artırmak ve orduyu daha hazır hale getirmek için adımlar atan ülkeler de mevcut.
Polonya, 2008’de zorunlu askerliği kaldırdı ve henüz bu hizmeti zorunlu hale getirmedi. Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan bu yana, diğer birçok Avrupa ülkesinden daha fazla silahlanıyor. Halihazırda NATO’nun en büyük üçüncü ordusu olan Polonya ordusu, 2035 yılına kadar 300.000 askere ulaşmayı hedefliyor. Polonya ayrıca 14-16 yaş arası çocuklara devlet güvenliği, kaza ve afetlerde kurtarma çalışmaları, temel ilk yardım ve sağlık eğitimi veriyor. Ayrıca bu grup çocuklar, 2024 itibariyle, haftada yaklaşık bir saat süren silah kullanma eğitimi de almaya başladı.
Fransa’da 1997’de kaldırılan zorunlu askerlik yerine uygulanmaya çalışılan son plan Emmanuel Macron yönetiminin getirdiği “Evrensel Ulusal Hizmet (SNU)”. 15-17 yaş arası gençlere yönelik, kısmen Fransız ordusu tarafından düzenlenen, ancak aynı zamanda sosyal ve sivil içerik de içeren bir aylık bir program olan SNU, Macron yönetimi tarafından güçlendirilmeye ve askeri kapasitesi artırılmaya çalışılıyor. Bununla birlikte yedek asker sayısının 2035 yılına kadar iki katından fazla artarak 46.000’den 105.000’e çıkması bekleniyor.
Dolayısıyla Almanya’nın aldığı karar, Avrupa’nın geneline yayılan daha büyük bir stratejik uyanışın en son halkası niteliğinde.
Almanya, 2011 yılında zorunlu askerlik hizmetini sona erdirerek yalnızca gönüllülerden oluşan bir orduya geçti. O zamandan beri asker alımı zorlaştı ve asker sayıları sürekli azaldı. Almanya asker sayısı artırmak için gönüllü askerlere ödemeyi 450€ artırarak 2600€ seviyesine çekmesi kararlaştırıldı. Yeni plana göre, 18 yaşındaki tüm erkeklerin askerlik hizmetinde uygunlukları ve isteklilikleri hakkında bir anket doldurmaları ve sağlık muayenesinden geçmeleri zorunlu olacak. Kadınlar için de isteğe bağlı aynı yöntem kullanılacak. Yeni kurallara göre askerlik hizmeti zorunlu değil, ancak bu model zorunlu askerlik hizmetini de beraberinde getiriyor. Güvenlik durumu değişirse veya yeterli gönüllü olmazsa, Alman hükümeti, Alman parlamentosu Bundestag’ın onayını aldıktan sonra zorunlu askerlik hizmetini emredebilir. 2027’den itibaren zorunlu anket, hükümete kaç olası askeri olduğunu, nerede olduklarını, sağlık durumlarının ne olduğunu ve nerede görev yapmalarının en iyi olacağını bildirecek.
NATO’nun Yeni Savunma Tasarımı: 360 Derece Tehdit Algısı
Avrupa ülkelerini bu yönde adım atmaya zorlayan temel değişken, NATO’nun 2023 Vilnius Zirvesi’nde kabul edilen yeni savunma planları. İlk kez Soğuk Savaş sonrası dönemde ittifak, Rusya’yı “doğrudan ve en büyük tehdit” olarak tanımladı. Bu kapsamda, 300 bin askerlik yüksek hazırlık gücü oluşturulması, Avrupa topraklarının bölgesel savunması için ayrıntılı operasyon planlarının hazırlanması ve üye ülkelerin savunma harcamalarını GSYH’nin en az yüzde 2’sine çıkarması hedefi belirlendi. Çok kısa bir süre sonra, müttefik devletler bu hedefe henüz ulaşmaya başlamışken, 2025 Lahey Zirvesi’nde Avrupa’yı tehdit eden “derin güvenlik tehditleri ve zorlukları” nedeniyle NATO ülkelerinin 2035 yılına kadar yıllık GSYİH’lerinin yüzde 5’ini savunmaya harcama hedefini tutturması kararlaştırıldı.
Artışın hızı, Avrupa’nın sadece “stratejik söylem” değil, ciddi bir “askeri hazırlık” dönemine geçtiğini ortaya koyuyor. Tüm bu devletlerin asker sayılarını artırmayı hedeflemeleri yanında İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğiyle birlikte savunma entegrasyonunu derinleştirmesi, kıtanın kolektif savunma refleksinin güçlendiğini gösteriyor.
Toplumsal Algı: Avrupa Halkı Savaş Modunda mı?
Avrupa hükümetleri savaş kapasitesini artırma yönünde hızlı adımlar atarken, toplumların psikolojik hazırlığı aynı hızla ilerlemiyor. Bir yandan Rusya tehdidinin somutluğu kabul edilirken, diğer yandan Avrupa toplumları yaklaşık yetmiş yıldır barış, refah ve düşük güvenlik maliyetleri dönemine alışmış durumda.
Almanya’da yapılan araştırmalar, genç nüfusun önemli bir kısmının zorunlu askerlik fikrine mesafeli olduğunu gösteriyor. Fransa’da toplumun yüzde 60’ından fazlası olası bir NATO–Rusya çatışmasına doğrudan dahil olmayı istemiyor. İtalya ve İspanya gibi ülkelerde ise güvenlik harcamalarının artırılması kamuoyunda eleştirilere neden oluyor.
Bununla birlikte, Baltık ülkeleri ve Finlandiya gibi Rusya ile sınır paylaşan devletlerde toplumsal motivasyon çok daha yüksek. Letonya ve Estonya’da gençlerin orduya gönüllü katılımında ciddi artışlar görülüyor. Bu iki farklı eğilim, Avrupa’nın doğusu ile batısı arasında güvenlik algısı bakımından derin bir fark olduğunu gösteriyor.
Avrupa Savaşa Hazırlanıyor mu, Yoksa Savaşın Gölgesine mi Alışıyor?
Avrupa’da bugün yaşanan gelişmeleri “yaklaşan bir sıcak savaşın hazırlığı” olarak yorumlamak için erken. Ancak kesin olan şu ki, Avrupa barış döneminin alışkanlıklarından hızla uzaklaşıyor. Zorunlu askerlik tartışmaları, savunma bütçelerindeki artışlar ve orduların yeniden yapılandırılması, kıtanın kendisini uzun süreli bir jeopolitik rekabet dönemine hazırladığını gösteriyor.
Avrupa’da hükümetler hazır; fakat toplumun tüm katmanlarının bu dönüşüme ne ölçüde uyum sağlayacağı hâlâ belirsiz. Sovyet sonrası dönemin “konforlu barış düzeni”nden çıkmak kolay değil. Üstelik bu durum refahtan feragat noktasına gelirse hükümetlerin mücadele edecekleri ilk mesele toplumsal motivasyon olacaktır. Avrupa’nın gelecekteki güvenlik başarısı, sadece askeri modernizasyona değil, aynı zamanda toplumsal dayanıklılığın güçlendirilmesine ve siyasi liderliğin toplumu bu uzun soluklu güvenlik çağında ne kadar iyi yönlendirebileceğine bağlı olacak.
Bu yazı 26 Kasım 2025 tarihinde Anadolu Ajansı için hazırlanan Görüş yazısından geliştirilmiştir.














