Eski Komşunun Dönüşü

09.02.2021

ABD’nin Irak’a girmesi Türkiye kamuoyunda “ABD güney komşumuz oluyor” şeklinde yorumlara sebep olmuştu. Yıllar sonra 2021’de ise yanı başımızda yeni bir komşu bulunuyor. Üstelik bu komşu sadece Türkiye’nin güney sınırlarında değil, doğu ve kuzey sınırlarında da siyasi ve askeri faaliyet gösteriyor. Fakat bu komşu ABD gibi bölgeye dışarıdan dâhil olmuş bir güç değil; Türkiye’nin mirasçısı olduğu Osmanlı İmparatorluğu’yla 17. yüzyıldan beri defalarca savaşmış ve çoğundan da galip ayrılmış, Türkiye’nin NATO’ya girmesindeki ana etken, 1991’e kadar da Türkiye’nin sınır komşusu ve Ankara’nın en büyük potansiyel tehdit olarak gördüğü Rusya.  1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla kabuğuna çekilen ve Kafkas cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanması sonucu Türkiye ile kara bağlantısı kesilen Rusya 2007 itibariyle uluslararası siyasete hızlı bir dönüş yaptı ve bu politika değişikliği Rusya’nın 2008’de Gürcistan’daki çatışmalara müdahil olmasıyla kendini gösterdi. O tarihten bu yana Rusya Türkiye’nin komşu ülkelerinde pek çok çatışmaya dâhil oldu; 2014’te Kırım’ı ilhak etti, 2015’te Suriye iç savaşına resmen müdahil oldu ve 2018’de de Libya iç savaşına –fakat bu sefer paralı askerlerle. Nihayet, geride bıraktığımız yılda da uzun bir süredir donmuş olan Dağlık Karabağ sorununun alevlenerek Ermenistan ve Azerbaycan arasında geniş çaplı çatışmalara sahne olması ve Moskova arabuluculuğuyla Karabağ’ın Azerbaycan’a iadesi ve Rus barış gücünün Karabağ’a konuşlandırılmasıyla sonuçlandı. Türkiye’nin kara ve deniz komşularında yaşanmış olan bu gelişmeler Türkiye’nin yüzyıllardır sınır komşusu olan Rusya’nın kısa bir aradan sonra tekrar Türkiye’nin komşusu haline geldiğini göstermiştir; üstelik bu sefer sadece iki ülkenin tarihi rekabet alanı olan Kafkasya gibi bölgelerde değil, Türkiye’nin üç tarafını da çevreleyen bir komşuluk.

Rusya’nın SSCB’nin dağılmasından sonra ilk defa sınırları dışında güç projeksiyonu uygulaması 2008’deki Gürcistan müdahalesidir. Gürcistan’ın kendi sınırları içindeki özerk Güney Osetya’ya askeri müdahalesini gerekçe gösteren Rusya Gürcistan’a askeri operasyon başlatmıştır. 8 gün süren savaşı Gürcistan kaybetmiş, Abhazya ve Güney Osetya bağımsızlığını ilan etmekle birlikte Rusya dışında kayda değer bir destek görmemiştir. Rusya tarafından oluşturulan Abhazya ve Osetya orduları dışında Rusya’nın bu iki bölgede 8 bin civarında askeri bulunmakta ve üstelik geçtiğimiz sene yapılan takviyelerle bu sayı 10 bini aşmaktadır.[1] Bütün bu gelişmeler Türkiye sınırlarının hemen kuzeydoğusunda gerçekleşmiş ve Türkiye karar alıcılarında Soğuk Savaş’tan sonra ilk defa bir Rus tehdit algısı tekrardan oluşmuştur.

Karadeniz’in doğu sahillerinden sonra bu sefer kuzeyde Ukrayna’da ortaya çıkan siyasi karışıklık bahanesiyle Rusya Kırım’ı 2014’te ilhak etmiştir. Bu hamle Batı’da Gürcistan krizine kıyasla daha büyük bir tepkiyle karşılanmış ve Rusya’ya ekonomik yaptırımlar uygulanmıştır. Kırım’ın ilhakı Karadeniz’deki Türkiye lehine olan dengeleri alt üst etmiş ve Rusya’ya Karadeniz’de ciddi bir alan kazanmıştır. Üstelik Gürcistan, Libya gibi diğer kriz bölgelerinde misafir güç konumunda olmasının aksine, Rusya Kırım’ı direkt olarak kendi topraklarına katmıştır. 2014’ten itibaren yarımadaya ciddi bir askeri yığınak yapmış ve Kırım’ı Rusya’ya bağlayan bir köprü de inşa etmiştir. Nitekim yarımadanın Rusların Karadeniz filosunun ana üssü olarak kullanılacağı da Rus uzmanlar tarafından dile getirilmiştir.[2] Türkiye de Rusya’nın Karadeniz’in hâkimiyetini mutlak bir şekilde kazanmasına birkaç yıldır Ukrayna’yla askeri işbirliğini geliştirmeye çalışarak karşılık vermektedir.

2014’te Türkiye’nin kuzeyinde Kırım’a yerleşen Rusya bir yıl sonra da güney komşumuz ve Türkiye için ciddi bir güvenlik sorunu teşkil eden Suriye’ye müdahil olmuştur. Rusya’nın müdahalesi iç savaşın dönüm noktası olmuş ve Suriye rejimi ve Rusya’nın kalıcı olduğunu kanıtlamıştır. Üstelik Moskova, Türkiye’nin Kasım 2015’te Rus jetini düşürmesini bahane ederek Suriye’deki kuvvetlerini S-400 gibi stratejik silah sistemleriyle takviye etmiştir. Rusya Tartus deniz üssüne yerleşmiş ve ülkedeki operasyonlarının ana lojistik merkezi olarak burayı halen kullanmaya devam etmektedir. Bir diğer önemli üssü ise hava operasyonlarını gerçekleştirdiği Hmeymim hava üssüdür. Geçtiğimiz yılda da Rusya bu iki üssü genişletmeyi planladığını açıklamıştır.[3] Üstelik bu üslerden Tartus’un Türkiye’ye uzaklığı yaklaşık 150 km, Hmeymim’in uzaklığı ise 50 km civarıdır. Astana Mutabakatı çerçevesinde İdlip’te kurulan gözlem noktalarını da hesaba katarsak ‘Rusya’nın sıcak denizlere indiğini’ kesinlikle söyleyebiliriz. Her ne kadar Ankara ve Moskova Suriye’deki politikalarının iki ülke arasında bunalıma sebep olmasını engellemeye çalışsa da 2020 Şubatında olduğu gibi gerilim saatler içerisinde tırmanmaktadır. Nitekim 2021’de Türkiye-Rusya arasında krize yol açabilecek en büyük potansiyel Suriye olarak görülüyor.[4]

Her ne kadar Türkiye’nin Suriye’yle olduğu gibi bir kara sınırı bulunmasa da 2019’da Libya’da BM tarafından tanınan hükümetle imzalanan deniz sınırı anlaşmasıyla iki ülke arasında deniz sınırı olduğu kabul edilmiş ve Türkiye Libya’daki çatışmalara Trablus Hükümeti lehine dâhil olmuştur. Fakat 2018’de de Rusya, paralı askerler vasıtasıyla Hafter yönetimini desteklemeye başlamıştı bile. Türkiye’nin karşı taraf lehine müdahil olmasıyla Moskova Hafter’e desteğini arttırdı ve Suriye üzerinden dolaylı olarak savaş uçaklarını El-Cufra Üssüne konuşlandırdı. Her ne kadar 2021’e 2020’nin ilk yarısındaki yüksek dozlu çatışmalarla girmese de 2021’de ne olacağı belirsiz. Fakat belirsiz olmayan bir şey varsa o da Libya’daki her iki siyasi yapıyla diyaloğu olan Rusya’nın Avrupa Birliği’nin hemen güneyindeki ve Türkiye’nin güneybatı deniz sınırlarındaki siyasi ve askeri varlığıdır.

Türkiye-Rusya ilişkilerine geçtiğimiz yıl beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan bir meydan okuma da uzun süreli bir sessizliğin ardından ani bir şekilde tırmanan Dağlık Karabağ kriziydi. Türkiye’nin desteği ve daha da önemlisi Rusya’nın Ermenistan’daki Avrupa yanlısı hükümete karşı olumsuz tutumu sonucu çatışmalara uzun bir süre müdahale etmemesi Azerbaycan’ın Karabağ ve işgal edilen diğer topraklarını geri almasını sağladı. Fakat Moskova tarafından kurulan ve Türkiye’nin davetli olmadığı masadan Azerbaycan dışında kârlı kalkan Rusya oldu. Moskova Anlaşması’yla Karabağ’a Rus barış gücünün konuşlandırılması ve Nahcivan-Azerbaycan yolunun Ruslar tarafından denetlenmesi kararlaştırıldı. Oluşturulması planlana Türk-Rus gözlem gücünün de Karabağ bölgesinin dışında ve sadece ‘gözlem’ misyonunu üstlenmesi bu görevin sembolik düzeyde olduğunu akıllara getiriyor. Kars sınırlarına sadece 2-3 km uzaklıkta, Ermenistan’ın Gümrü şehrindeki Rus askeri üssünden sonra Azerbaycan topraklarına da Rus askerinin konuşlandırılması ve özellikle Nahcivan üzerinden oluşturulması planlanan Türkiye-Azerbaycan ticaret koridorunu elinde bulundurması Türkiye açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.

Devletler için kısa sayılabilecek 25 yıllık bir aradan sonra eski kuzey komşumuz Rusya, SSCB’nin dağılmasıyla terk ettiği bölgelere hızlı bir dönüş yapmıştır. Üstelik bu sefer sadece Türkiye’nin kuzeyinde ve doğusunda değil, güneyinde de varlık göstermeye başlamış, meşhur tabirle ‘sıcak denizlere inmiştir’. Kuzeydoğu sınırlarımızda 2008’de Gürcistan içindeki çatışmalara müdahil olarak Güney Osetya ve Abhazya’ya girmiş ve iki bölgenin bağımsızlığını tanımış, 2014’te kuzey deniz komşumuz Ukrayna’nın Kırım yarımadasını ilhak etmiş, 2015’te Türkiye’nin hemen güneyinde Suriye’de Esad Rejiminin yanında savaşa girmiş, 2018’de güneybatı deniz komşumuz Libya’da meşru hükümet aleyhine gayrıresmî olarak çatışmaya müdahil olmuş ve son olarak geçtiğimiz yıl doğu sınır komşularımız Ermenistan’daki askeri varlığına ilaveten Azerbaycan topraklarına da asker konuşlandırmıştır. Üstelik tüm bu krizlerde Ankara ve Moskova birbirlerini masanın karşı tarafında bulmuşlardır. Türkiye’nin üç tarafında da varlık gösteren Rusya’yla bunca konuya rağmen iyi bir komşuluk ilişkisi geliştirmeye gayret edilse de raflarda çözülmeyi bekleyen dosyalar daha da büyümekte ve karmaşıklaşmaktadır. Fakat her ne kadar iki başkent arası sorunları çözmek için uzun bir yol gerekse de, her iki ülkenin kamuoyu için de stratejik ortaklıktan tarihsel düşmanlığa giden yol çok kısadır.[5]

[1] https://jamestown.org/program/russia-boosts-its-military-contingent-in-georgias-occupied-territories/

[2] https://carnegie.ru/commentary/83208

[3] https://www.mei.edu/blog/why-russia-seeking-expand-its-military-bases-syria

[4] https://www.crisisgroup.org/global/10-conflicts-watch-2021

[5] https://valdaiclub.com/a/highlights/russia-and-turkey-after-the-crisis-in-karabakh/

Bizden Haberdar Olun

Mail aboneliği başlatmak için mail adresinizi bizimle paylaşabilirsiniz.
Paylaş
Etkinlik Takvimi
Ağustos

Eylül 2021

Ekim
Pzt
Sal
Çar
Per
Cum
Cmt
Paz
30
31
1
2
3
4
5
Etkinlikler için Eylül

1st

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

2nd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

3rd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

4th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

5th

Etkinlik Yok
6
7
8
9
10
11
12
Etkinlikler için Eylül

6th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

7th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

8th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

9th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

10th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

11th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

12th

Etkinlik Yok
13
14
15
16
17
18
19
Etkinlikler için Eylül

13th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

14th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

15th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

16th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

17th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

18th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

19th

Etkinlik Yok
20
21
22
23
24
25
26
Etkinlikler için Eylül

20th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

21st

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

22nd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

23rd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

24th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

25th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

26th

Etkinlik Yok
27
28
29
30
1
2
3
Etkinlikler için Eylül

27th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

28th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

29th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

30th

Etkinlik Yok

Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi

Center for Diplomatic Affairs and Political Studies

‎مركز الشؤون الدبلوماسية والدراسات السياسية

Centre des Affaires Diplomatiques et des études Politiques

Центр дипломатических отношений и политических исследований

外交事务与政治研究中心

Back to top of page