Doğu Akdeniz’de Yeni Denge Faktörü Rusya

10.02.2021

Soğuk Savaş sırasında olduğu gibi, Doğu Akdeniz bölgesel ve büyük güçlerin rekabeti için ana arena olarak yeniden ortaya çıkıyor. Enerji kaynakları temelinde başlayan gerilim bölgenin ve denizlerin özgürlüğü, bölgesel güç dengesinin korunumu ve nüfuz mücadelesi olarak kendini gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri son on yılda bu yoğunlaşan kriz bölgesinden büyük ölçüde uzak durdu, ancak Washington’ın bu ilgisizliği bölgede yeni oluşmaya başlayan dengelerde başat güçlerden biri olarak Rusya’yı çıkardı.

Barack Obama yönetiminin Asya’ya yönelme vizyonu neticesinde “Geniş Orta Doğu” ve Doğu Akdeniz’deki Amerikan ilgisizliği Donald Trump tarafından devam ettirildi. Rusya, Amerika’nın bölgeden kopma arzusunun yarattığı güç boşluğundan yararlandı ve bölgede baskın bir askeri ve siyasi güç olarak ortaya çıktı. Suriye ve Doğu Libya’da (Sirenayka) askeri varlığına ek olarak Mısır ve Türkiye ile savunma sistemleri anlaşmaları yaparak Akdeniz’de müthiş bir askeri ağ kurma noktasına geldi.

Suriye İç Savaşı, Beşar Esad rejimi tarafından kontrol edilen ülkenin bazı bölgelerinde Rusya’nın ayak izlerini genişletmesine izin verdi. Suriye, Rusya’ya Akdeniz kıyılarında yer alma fırsatı sunarak, bölgedeki dengeler hakkında büyük bir adım atmış oldu. Ticari bir limandan dönüştürülen Tartus Deniz Üssü ve Akdeniz kıyısındaki Lazkiye yakınlarındaki Hmeymim Hava Üssü, uzun süreli taahhütlerle konumlandırılan Rusya’nın bölgedeki önemli varlıklarıdır. Rusya’nın 500 milyon doların üzerinde yatırım yaptığı Tartus Üssü, en fazla 11 küçük-orta ölçekli askeri gemiyi barındırabilirken Rus Donanması’nın 100 metreden uzun ana gemilerini yanaştırmak için uygun değil. Ek olarak, Tartus üssü sayıları iki ila dört birim arasında değişen sabit bir denizaltı kuvvetine ev sahipliği yapıyor ki stratejik öneme sahip bu denizaltıların Akdeniz’deki varlığı farklı riskleri de beraberinde getiriyor. Hmeymim Üssü’ne ise Rusya ortalama yirmi uçak konuşlandırıyor ama kapasitesinin daha fazla olduğu biliniyor. Rusya, Suriye’deki üslerinde kullanılan araçlara ek olarak, çok seviyeli bir savunma için hem Tartus hem de Hmeymim’de uzun menzilli tespit radarları ve uçaksavar savunma sistemleri kurdu. Üç katman üzerine inşa edilen bu sistemler bütünü, bölgenin jeostratejik dengeleri için sofistike ve kapsamlı bir savunma kurguladı. Tartus üssü bu kurgunun sağladığı geniş bir kuvvet projeksiyonu ile Akdeniz havzası, Avrupa ve Orta Doğu Moskova’ya geniş bir stratejik avantaj yelpazesi sağladı. Akdeniz’deki kruvazörleri ile entegre ettiği ve bazı sistemleri Suriye ordusuyla birlikte kullandığı bu savunma kurgusu ile Doğu Akdeniz hava sahasını diğer tüm ülkelere kapatma riski, bölge ülkeleri dışında Güney Kıbrıs’ta hava üssü bulunan İngiltere ile bölgede uçak gemilerini konuşlandıran ABD ve Fransa için de büyük risk taşıyor.

Moskova, Suriye’deki varlığının sunduğu olanaklardan yararlanarak, müdahale ve etki alanını genişletmek amacıyla çeşitli istikrarsızlık senaryolarına müdahale ederek, Akdeniz’de daha da büyük bir hareket özgürlüğü oluşturmaya çalıştı. Bunların başında Libya’daki iç savaş geldi. 2008’in başlarında Putin, Kaddafi ile Bingazi’de ABD’nin Afrika’daki etkisini dengelemeyi amaçlayan bir Rus askeri üssünün inşa edilmesini görüşmüştü. İç savaşın patlak vermesi ve ABD’nin bölgeden çekilmesi ile süreç, özel askeri şirketler aracılığıyla General Khalifa Hafter’in güçlerini destekleyen Moskova tarafından yönetildi.

Böylece, Rusya, Akdeniz stratejisindeki eylem yelpazesini Suriye’nin ötesine ve Kuzey Afrika kıyılarına doğru genişletti. Bazı kaynakların iddia ettiği Libya’nın doğusundaki Hafter kontrolündeki Bingazi ve Tobruk’ta Rusya’nın askeri üs kurma fikri, Moskova’nın NATO topraklarına askeri olarak daha da yaklaşmasına izin verirken, diğer yandan Afrika kıtasında varlığını destekleyecektir.

Diğer taraftan, Rusya ile Hafter hükümeti arasındaki dostluk gösterilerine rağmen, Moskova şu anda tüm ihtimallere karşı hazır olmaya çalışıyor. Hafter’in dünyayı inandırmak istediği kadar güçlü olmadığını birçokları gibi Rusya da anladı ve sağlam bir dış yardım olmadan tüm ülkenin tam kontrolünü ele geçirmesinin olası olmadığı görüşüne hakim. Libya’nın sahip olduğu siyasi, askeri ve en önemlisi enerji varlığı göz önüne alındığında, Rusya’nın uzun vadeli bir stratejik vizyon geliştirdiği ve bu bağlamda Hafter ile El-Serrac arasında denge kurmaktan fazlasını planladığı açık.

Rusya’nın Libya’daki rolü, Moskova’nın Hafter ile uyumlu diğer aktörlerle de ilişkilerini güçlendirmesini sağladı ki Hafter’in en büyük destekçisi Mısır, şimdi Rusya’nın bölgesel stratejisinde önemli bir değişken. Aslında, son beş yılda, Moskova ve Kahire, özellikle askeri açıdan ilişkilerini önemli ölçüde yoğunlaştırdı. Birlikte gerçekleştirilen kapsamlı kara, hava ve deniz tatbikatları yanında Mısır’a 24 Su-35 tedarik eden Rusya, 2013’ten bu yana ABD’nin satışlarındaki azalmaya denk gelen süreçte varlık gösterdi. 2017 yılında Rusya, iyi ilişkilerin vurgulanması için Mısır’ın İskenderiye ve Mersa Matruh üslerine erişimini sağlayan bir anlaşma imzaladı.

Askeri teçhizat ve araç ticareti alanında Moskova ile güçlü ilişkilere sahip bir diğer ülke, özellikle Rusya’nın 2006 yılında ülkenin borcunu iptal etmesinden sonra Cezayir’dir. Son yıllarda, Cezayir’e Rus silahlarının satışı, sonraki on yıla kıyasla %129 artış gösterdi ve toplam 26 milyar dolar oldu.

Görüldüğü gibi son yıllarda Rus askeri teknolojilerinin yaygınlaşması Akdeniz çevresinde gözlemlenebilir hale geldi. Bu durum Rusya için sadece ekonomik bir kaynak değil, aynı zamanda ülkenin ulusal güvenlik ve savunma hedefleri açısından fikir birliği ve kalıcı karşılıklı bağımlılık bağları oluşturmak için bir araçtır.

Rusya’nın Levant Bölgesi’ndeki üsleri, deniz altı iletişim kablolarını birbirine bağlamak için gelişmiş gözetleme, keşif ve operasyonel yeteneklere sahip otonom su altı sistemlerini barındırmasına, tamir etmesine ve çalıştırmasına izin verecek. Akdeniz’deki Rus denizaltılarının tehdidi sadece kara hedeflerine Kalibr tipi seyir füzeleri fırlatmakla kalmıyor, aynı zamanda deniz altındaki altyapıyı da bozabilme kapasitesi var. Akdeniz tabanındaki iletişim kablolarının tahribata uğratılması ile hem küresel medya ve ekonomi hem de diğer yaşam biçimleri potansiyel olarak hızla etkilenebilir ki Rusya benzer kabiliyetlere sahip varlığını Doğu Akdeniz’de konuşlandırdığını ilan etti.

Rusya’nın son dönemdeki Polonya’da NATO THAAD füze savunma sistemlerinin konuşlandırılması, Ukrayna’daki krizle ilgili olarak yaptırımların uygulanması, NATO’nun Avrupa’da planladığı ABD merkezli en büyük tatbikatlardan biri olan Defender-Europe 20’nin icrası gibi kuşatma algısı oluşturan eylemlere karşı bir hareket alanı olarak gördüğü ve aynı zamanda ABD, AB ve NATO’nun yurtdışındaki konumunu zayıflatmak için kurguladığı Doğu Akdeniz’deki varlığının başka nedenleri de mevcut.

Rusya’nın bölgedeki bir diğer çıkarı, aslında genel olarak ana çıkarları arasında yer alan, dünya enerji fiyatlarını artırmak olabilir. Rus ekonomisinin onlarca yıldır büyük oranda bağlı olduğu petrol ve gaz ihracatı, gücünün varlığını da yüksek enerji fiyatlarına endeksliyor. Bu durum bölgede tansiyonun artması için Rusya’nın ABD çıkarlarına ters eylemleri açıklamakta yardımcı oluyor. Zira istikrarsızlık enerji fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskıya katkıda bulunuyor.

Moskova askeri diplomasisi, Doğu Akdeniz’deki statükonun oluşması ve kendi varlık dinamiklerini empoze etmek için yaşanan gelişmeleri değerlendirerek kısa ve orta vadede Rus askeri varlığının devamlılığını öngörüyor. Bu askeri varlığın iki yönü bulunuyor: Karadeniz üzerinden Rus topraklarına yöneltilen tehditlere karşı gelişmiş savunma ile ABD ve NATO’nun özellikle Doğu Akdeniz’deki operasyonlarını sınırlamayı amaçlayan caydırıcılık. Her durumda, Rusya kuvvet projeksiyonunu genişleterek hem Akdeniz bölgesinin artan askerileşmesine doğrudan ve dolaylı olarak katkıda bulunuyor hem de küresel tehdit mekanizmalarını desteklemiş oluyor.

Kremlin’in Akdeniz kıyısındaki üsleri ve gelişmiş hava savunmaları, ABD ve müttefikleri için büyüyen bir tehdit oluşturuyor. Bu bağlamda Amerikan yönetiminin bölge politikalarında kendisi için hatalar yaptığı söylenebilir. Donald Trump’ın uluslararası ilişkilerde benimsediği işbirliğine yakın olmayan politikalar, Avrupalı müttefikleri ile istişare ve eylem birlikteliğini de zorladı. Doğu Akdeniz’deki ABD’nin varlık göstermemesi hem Avrupalı güçleri zayıf bıraktı hem de Amerika’nın güç varlığını dayandırdığı dünyanın koruyucusu imajını zedeledi.

İstikrarsızlaşan, Avrupa güçlerinin çözümlemesinden uzakta ve bölgedeki bazı ABD müttefiklerinin güvenliğinde sorunlar oluşturan Doğu Akdeniz gerginliği, aynı zamanda sık sık Rusya yanlısı politikaları savunan popülist / milliyetçi hareketleri katalize ederek AB ve üye devletleri istikrarsızlaştırıyor. NATO şemsiyesinin sorgulanması, Akdeniz’deki askeri varlık stratejisinin yenilenme tartışması ve hatta güç mücadelesi içindeki Batı ülkeleri arasındaki siyasi çekişmeler Rusya’nın sadece Doğu Akdeniz’de değil, küresel siyasette de bayrak gösterebildiğinin altını çiziyor.

 

Bu “Analiz” yazısı C4Defence dergisi Şubat 2021 sayısında yayınlanmıştır.

Diğer Yazılar

Türk Dış Politikasında Güç Enstrümanı Olarak Savunma Sanayii

Türkiye, Arap Baharı sonrası değişen bölgesel dinamikler nedeniyle hem yumuşak hem de sert güç araçlarını ...
Daha Fazlasını Oku

ABD-Çin Küresel Rekabetinde Yeni Dönem: B3W

Donald Trump ticaret savaşları yaptıysa, halefi ABD Başkanı Joe Biden Build Back Better World (B3W) ...
Daha Fazlasını Oku

Yenilenen Batı İttifakı ve Doğu Akdeniz’e Etkisi

Kendisi ile ilişkilendirilen diğer tüm konularda politikasını yumuşak güç çerçevesinde tutmaya çalışan Avrupa Birliği’nin Doğu ...
Daha Fazlasını Oku

Körfez Güç Mücadelesinin Doğu Akdeniz’e Yansıması

Tartışmaların odağında hep kıyıdaş ülkeler ve büyük güçler olsa da Doğu Akdeniz jeopolitiğinin şekillenmesinde Körfez ...
Daha Fazlasını Oku

Çin’in Küresel Ekonomi / Siyaset Vizyonunda Doğu Akdeniz

Doğu Akdeniz kaynak-üretim-tüketim üçgeninin tam ortasında, kıtaların kaderini etkileyecek bir noktada, büyük güçlerin de stratejik ...
Daha Fazlasını Oku

Bizden Haberdar Olun

Mail aboneliği başlatmak için mail adresinizi bizimle paylaşabilirsiniz.
Paylaş
Etkinlik Takvimi
Ağustos

Eylül 2021

Ekim
Pzt
Sal
Çar
Per
Cum
Cmt
Paz
30
31
1
2
3
4
5
Etkinlikler için Eylül

1st

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

2nd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

3rd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

4th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

5th

Etkinlik Yok
6
7
8
9
10
11
12
Etkinlikler için Eylül

6th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

7th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

8th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

9th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

10th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

11th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

12th

Etkinlik Yok
13
14
15
16
17
18
19
Etkinlikler için Eylül

13th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

14th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

15th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

16th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

17th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

18th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

19th

Etkinlik Yok
20
21
22
23
24
25
26
Etkinlikler için Eylül

20th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

21st

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

22nd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

23rd

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

24th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

25th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

26th

Etkinlik Yok
27
28
29
30
1
2
3
Etkinlikler için Eylül

27th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

28th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

29th

Etkinlik Yok
Etkinlikler için Eylül

30th

Etkinlik Yok

Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi

Center for Diplomatic Affairs and Political Studies

‎مركز الشؤون الدبلوماسية والدراسات السياسية

Centre des Affaires Diplomatiques et des études Politiques

Центр дипломатических отношений и политических исследований

外交事务与政治研究中心

Back to top of page